Nasıl karar verdim?

bisiklet-ziplayan-melike

KURUMSAL HAYATTAN BİSİKLETLE DÜNYA TURUNA

Herkes dünya turuna çıkmak istiyor fakat pek az insan bu hayali gerçekleştirebiliyor. Peki bunu nasıl yapıyorlar? Sizden ne bir fazla ne bir eksiğim var. Benim de bu yazıyı okuyanların büyük çoğunluğuyla maddi durumum hemen hemen aynı. Yani ben de zengin değilim. Maaşlı işlerde başkalarına bağlı olarak çalışıyordum. Farklı bir hayatım yoktu. Peki ben sabah koştura koştura gittiğim işimi nasıl bırakıp bisikletle dünya turuna çıkabildim? Bugün size biraz bundan bahsetmek istiyorum. Gönlü benim gibi yollarda olup yorgun bedeni bir plazada masa başına mahkûm kalmış olanlara bir ihtimal daha olduğunu göstermek istiyorum. Yolculuk fikrinin yavaş yavaş oluşmaya başladığı zamanlarda İstanbul’da özel bir büroda avukat olarak çalışıyordum. Her ay ortalama bir maaşla sözde sosyal hayatıma devam ediyordum. Çok fazla çalışıyor olmanın dışında işimle ilgili hiçbir problemim yoktu. Birlikte çalıştığım iş arkadaşlarımı seviyordum, işimi de en iyi şekilde yapmaya çalışıyordum. İşlerim yoğunlaştığında çoğu zaman ucu bucağı olmayan anlaşmaları çevirmekle ve yeni bir devralma için evrak hazırlamakla meşgul oluyordum. Bununla birlikte 3 günden fazla tatil bulduğumda bazen yalnız bazen arkadaşlarımla hemen bir yerlere kamp yapmaya gidiyordum. Ama iş stresi ve altına girdiğim sorumluluklar üzerimde fazla baskı kurmaya başlayınca artık üç günlük tatillerle yetinmek istemediğimi anladım. Gezmek istediğim ülkeler, yapmak istediğim rotalar vardı ve bunları kısa tatillere sığdırmak mümkün değildi. Beni harekete geçiren ne oldu tam bilmiyorum. Aslında tek bir şey de değildi. Belli şeylerin doğru zamanda gerçekleşmesiyle yavaş yavaş içimdeki gezme isteği derinleşti. İnsanlarla konuştukça ve planlarımı anlattıkça kafamdaki fikirler çoğalıyor, gitmek istediğim ülkelerin sayısı artıyor, gezmek istediğim kilometreler çoğalıyordu. Nasıl yapacağımı bilmiyordum ama bir şekilde dünyayı gezmeliydim. Kafamda onlarca soru işareti vardı. Ailemi nasıl ikna edeceğimi bilmiyordum. Dünyanın güvenli olup olmadığı konusunda emin değildim. Ama hepsinin dışında çok büyük bir diğer sorun vardı. Dünyayı gezmek istiyordum istemesine ama bunu çalışırken yapmam mümkün değildi. İşimden ayrılırsam da yolculuğumun finansmanını nasıl sağlayabileceğimi bilmiyordum.

Tesadüf eseri tanıdığım güzel bir insanın hayatıma dokunuşu sayesinde planlarım şekillenmeye başladı.

Bir gün Facebook’ta üye olduğum gruplardan birinde bir gönderi gördüm. Bir çocuk vapurda Amelie adında bir gezginle karşılaştığını ve kızın kışlık kıyafet ve uyku tulumuna ihtiyacı olduğunu yazmıştı. Amelie bisikletle Tayland’dan Türkiye’ye gelmişti ve Almanya’ya doğru devam edecekti. Yanında kışlık bir şeyi olmadığı için de fazla eşyası olup da paylaşabilecek olan insanlardan yardım istemişti. Aynı zamanda çok takipçisi olan bir blogger olduğu için otellerde reklam karşılığı bedava konaklama şansı oluyordu ve bir grup insan kaldığı pahalı otele bakarak kendine eşya alamamasını eleştirmişti. Şans bu ya benim de fazla bir uyku tulumum vardı. Çocuğa hemen mesaj attım ve Amelie’nin iletişim bilgilerini aldım. Uyku tulumunun yanında sıcak tutabilecek kıyafetlerimden bazılarını da paketledim ve Amelie ile buluşmaya gittim. O gün yaklaşık 5-6 saati birlikte geçirdik. O bana anılarını, tecrübelerini anlattı ben de ona planlarımdan bahsettim. Amelie o gün bana şu an yaptığım şeyin hiç de imkansız olmadığını hatta aksine ne kadar kolay olabileceğini gösterdi. Bu buluşmadan sonra artık kafamdaki düşünceler neredeyse ikiye katlanmıştı. O dönemde pamuk ipliğine bağlı hayatımın kayda değer bir vaktini her sabah uyanıp işe koşturmakla geçirmenin üzüntüsünü yaşamaya başladım. Beni üzen şey çalışmak değildi. Çalışmayı seviyordum. Sorun istemediğim bir sistemin içinde sıkışıp kalmış olmaktı. Her sabah işe gidiyor, akşamları işten döndüğümde yorgun bir ruh olarak hiçbir şey konuşmadan uyumaya gidiyordum ve bu düzen kendini tekrar ediyordu. Yarısını ev kirasına harcadığım maaşımın kalan kısmını hiç giymeyeceğim kıyafetlere harcıyor, yoğun olmadığım bir gün denk gelirse arkadaşlarımla buluşup bir yerlerde oturup vakit geçiriyordum. Bu durum beni çok rahatsız etmeye başlamıştı. Yerimde saydığımı, vakit kaybettiğimi düşünmeye başladım.

Fikirlerim şekilleniyor…

Nasıl olacağından hala emin değildim ama artık bir yolculuğa çıkacağımı adım gibi biliyordum. Buna karar verdikten sonra, şu an hiçbir önemi olmadığını anladığım ama o dönemde benim için en büyük sorunlardan biri olan para meselesine yoğunlaştım. Çünkü param yoktu. Madem yolculuğa çıkmak için param yoktu o zaman kenara para koymaya başlamam gerekiyordu. Lüzumsuz bütün harcamalarımı kestim ve yolda yanıma almayacağım, para edebilecek dağcılık ekipmanları, ayakkabılar, teknik ceketler gibi eşyalarımı satmaya başladım. O günden yola çıktığım zamana kadar geçen süre içinde işime yaramayacak tek bir toplu iğne dahi almadım. Sigarayı bıraktım. Hedef para biriktirmekti. İlk sorunumu mevcut imkanlarımla en iyi şekilde çözdükten sonra sırada başka şeyler vardı. Yol için doğru ekipmanları almak için yolda olan gezginleri ve ikinci el eşya satan grupları takip etmeye başladım. Bu gruplarda hem kullanmayacağım eşyalarımı satıyordum hem de ihtiyacım olan eşyaları uygun fiyatlara bulabiliyordum. Yolculuğum boyunca bedava konaklama için kullanacağım Warmshowers ve Couchsurfing’e üye oldum ve dünyanın her yerinden ülkemize gelen gezginleri evimde misafir etmeye başladım. Bu siteleri bilenler bilir. Basitçe insanların birbirlerini ücretsiz olarak ağırladığı, referans sistemine bağlı çalışan sitelerdir. Ben yurtdışındayken insanların bana güvenmesi ve beni misafir etmesi için gereken referansları insanları misafir ettiğim bu süreçte topladım. Aynı dönemde artık yola nasıl çıkacağıma da karar vermeye başlamıştım. Yolculuğum boyunca bana bisikletim eşlik edecekti. Bisikleti seçmemin en büyük sebeplerinden biri diğer ulaşım araçlarına göre daha ucuz bir tur yapmaya elverişli olması ve emek gerektirmesiydi. Tabi bisikletimi ve ekipmanlarımı almaya başladıktan sonra işin “ucuz” kısmının oldukça göreceli olduğunu fark ettim ama uzun vadeli düşünmem gerekti. Şansıma ben yola bisikletle çıkmaya karar verdiğim esnada YoldanÇık’ta bisikletle benimkine benzer bir rota yapan Oğuz Tan’ın sunumu vardı. Onu dinledikten sonra artık az çok neyle karşılaşacağımı biliyordum. Bazı şeyler kafamda daha iyi oturmaya başlamıştı. Tabi aynı zamanda kafamdaki soru işaretlerine de yenileri ekleniyordu. Liste “Ya param biterse? Ya hasta olursam? Ya biri bana bir şey yaparsa? Ya vize alamazsam?” diye uzayıp gidiyordu. Ama artık yolda olmayı o kadar çok istiyordum ki olumlu düşünmeye çalışıyordum. Neyse ki olumlu düşünen tarafım tehlike tellalı olan diğer yanımdan baskın çıktı da cesaretimi kaybetmedim. Ya vize alamazsan diye sorduklarında “O zaman başka bir ülkeye giderim.” diye cevap veriyordum. Tabii yerleşik hayata alışmış ve seyahat etmeyi gözlerinde büyüten arkadaşlarım için bu kabul edilebilir bir cevap değildi, şaşırıyorlardı. Yolculuğa bisikletle çıkacağım kesinleşince bisikletleri araştırmaya başladım. Bisikletle gezen yerli yabancı bütün gezginlerin ekipmanlarını inceledim, karşılaştıkları zorlukların ve bu sorunlara getirdikleri çözümlerin neler olduğunu öğrendim. Tur bisikleti denince akla gelen ilk yer olan Bisiklet Gezgini ile tanışmam da bu döneme rastlıyor. Böylece bisikletler hakkında daha fazla şey öğrenmeye başladım. Tur bisikleti edinmek sandığım kadar kolay olmayacaktı zira performansları ve teknolojileri düşünüldüğünde fiyatları bütçemin çok üzerindeydi. Yaver giden şansım sayesinde kısa süre içinde istediğim tur bisikletini uygun fiyata buldum. Ailemin maddi desteği sayesinde işin sonunda artık bir Koga World Traveller’ım vardı!

Artık bisikletim vardı.

Bisikletimi aktif olarak kullanmak istesem de hala çalışıyordum ve her gün uzayan işlerim yüzünden vakit bulmakta güçlük çekiyordum. Yine ufak bir bakış açısı değişikliği yaparak madem istediğim gibi gezemiyorum o zaman istediğim şeyi mevcut duruma uydurmalıyım dedim. Kadıköy tarafında oturuyordum ve vakit buldukça işten çıktıktan sonra bisikletimle Caddebostan sahile gitmeye başladım. İmkanım oldukça bisikletimi kullanmaya özen gösteriyordum. Bir müddet sonra işten ayrılmaya karar verdim. İşten ayrıldıktan sonra akşam yemeğimi hazırlıyordum. Heybelerimi bisikletime yükleyip sahile gidiyordum. Yemeğimi sahilde yiyip çayımı içtikten sonra eve dönüyordum. Bu plana bir süre sonra hamağım ve arkadaşlarım da dahil oldu. Sahilde yemek yiyip hamakta sallanmak artık her akşam yaptığım bir şeye dönüşmüştü. Bu esnada planım da iyice şekillenmişti. Ekipmanlarım yavaş yavaş toplanmıştı. Artık neredeyse hazırdım.

Bazı Yasal İşler

Yavaş yavaş bazı yasal işlerimi halletmeye başladım. Üzerime olan faturaları sonlandırdım, cep telefonu numaramı dondurdum, aileme gerekli olabilecek işler için vekalet verdim, en uygun bankaları seçip hesap işlemlerimi hallettim. Yanıma alacağım evrakları ve birer kopyalarını hazırladım. Ben bu işlerle uğraşırken Tuğçe ve Fatih namı diğer Ride 2 World motorlarıyla Güney Amerika turuna başlamışlardı. Onlar sayesinde Kutupayısı’na sponsorluk başvurusunda bulundum. O dönemde sosyal medya hesaplarımı yeni açmış sayılırdım ve sadece 300 kadar takipçim vardı. Kutupayısı buna rağmen bana destek olmayı kabul etti ve böylece yolculuğa Marmot, Stanley, Asolo, Buff, Puhu gibi alanında oldukça başarılı olan markalarla çıktım. Kutupayısı’ndan sonra Motoplus da hediye ettikleri Abus kilit ile destek oldu. Bunların yanında yolculuğum esnasında bir de uygun fiyatlara uçak bileti bulmak isteyenler için biçilmiş kaftan olan Turna Travel’dan destek aldım.

Ve yoldayım…

Her şey hallolduktan sonra bir tarih belirledim ve o tarihte Ankara’ya doğru Caddebostan’dan Bostancı’ya kadar Gezgin Ruhi’nin escortluğunda tura başladım. Köy yollarından ilerlediğim bu tur kendimi ve ekipmanlarımı denemek için eşsiz bir fırsattı. Vücudumun bu yeni yaşam düzenine alışması çok kolay olmayacaktı ve bu süreci bildiğim bir yerde geçirmek istedim. Yolculuğum yaklaşık 20 gün sürdü ve bu 20 günün sonunda yanımda gereksiz yere taşıdığımı düşündüğüm 15 kg ağırlığındaki eşyayı eve geri gönderdim. Böylece nelere ihtiyacım olduğunu daha sağlıklı bir şekilde gördüm. Bundan sonraki kısım hepinizin bildiği kısım. Önce Gürcistan’a sürdüm. Gürcistan’dayken kar bastırınca Kars’a geri dönüp doğruca İran’a gittim. Orada 3 ay geçirdikten sonra Pakistan vizesi alamadığım için Hindistan’a uçtum. Hindistan’da 5 ay geçirdim. Bu 5 ayın 4. ayında bisikletimi Türkiye’ye geri göndererek yolculuğuma sırt çantasıyla devam ettim. Hindistan’dan Tayland’a geçtim. Tayland’ta İngilizce öğretmeni olarak çalıştığım sırada babaannem vefat ettiği için bir süreliğine Türkiye’ye geri döndüm.

En sona bıraktığım herkesin kafasındaki aynı soru 

Bir de bunlardan başka hepinizin kafasında aynı sorunun belirdiğini biliyorum. Peki ya ailem ne dedi? Herkes gibi bir işe girmem, sigortamın ödenmesi, mümkünse KPSS’yi kazanmam, emekliliğimi garanti altına almam, evlenmem beklendiği için bu fikir ailem tarafından en başta biraz garipsendi. Ailemi bunun hayallerimdeki şey olduğuna ve mutlu olacağıma ikna etmek çok kolay olmadı ve bazen her iki taraf için de yıpratıcı tartışmalara sebep oldu. Ama tüm bu süreçlerden ve biraz da sabrettikten sonra nihayetinde bana inandılar ve güvendiler. Her ne kadar kendileri istemiyor da olsa benim mutluluğumu gördükçe daha fazla desteklemeye başladılar ve bir yerden sonra bu onların da istediği bir şeye dönüştü. İnanın bu az çok her ailenin yapacağı şey. Bir yerde sabit bir yaşam sürerek kendilerini sosyal ve ekonomik güvence altına almaya çalışan anne ve babalar böyle şeylere en başta korumacı bir tavır ile yaklaşıyor. Bir yerden sonra ise bunun çocuklarını mutlu etmeye başladığını gördükçe ve aslında o kadar da korkunç bir şey olmadığını anlayınca desteklemeye başlıyorlar. Velhasıl kelam ben son zamanlarda, senelerce hayalini kurduğum hayatı yaşıyorum. Daha önce de söylediğim gibi hiçbir şey birden bire olmadı. Şu an burada olmamın sebebi bir sihirli değnek bulmuş olmam da değil. Her şey zaman içinde gelişti. Farklı olarak yaptığım tek şey karar vermekti. Karar verdikten sonra da gerçekçi davranıp elimdeki imkanları yapmak istediğim şeye ulaşmama yardımcı olacak şekilde kullandım. Hepsi bu. Enerjinizi yapmak istediğiniz şeye yönlendirdiğinizde evren şaşırtıcı bir şekilde işinize yarayacak her şeyi önünüze sermeye başlıyor. Kendinize olan inancınızı asla kaybetmeyin ve hayatın sürprizlerle dolu olduğunu unutmayın.